E-Posta   :    Şifre :    Üye Ol | Şifremi Unuttum   
Ana Sayfa
Başarılı Öğrencilerim
Ozan Çapan
Videolar
Kitaplarım
Hikayelerim
Derslerim
Basında Biz
Karşıyaka Satranç Merkezi
Fotoğraf Galerisi
Yardımcı Linkler
Bize Yazın

Yaz dönemi satranç kayıtlarımız devam ediyor! 
[30.06.2010]
Merkezimizin veli toplantısı tarih ve saatleri 
[17.10.2009]
Çocuk ve Satranç Eğitimi üzerine makale 
[16.10.2009]
2009-2010 Eğitim ve öğretim dönemi satranç kurslarımız 3 Ekim Cumartesi günü başlıyor. 
[15.09.2009]
Yaz dönemi sonu etkinliği olarak öğrenci ve Velilerimizle Çiçekliköy de piknik yaptık. 
[25.09.2009]
Tüm Haberler

Bu Haftanın Sorusu

Hamle sırası Siyahta ise oyun ne olur ve oyuna hangi hamleyle başlarsın?

Hamle sırası Beyaz da ise oyun ne olur ve nasıl devam edersin?

Philidor Konumu
 
 
Geçmiş Sorular
Cevabı :
Cevap Verebilmek İçin Sayfamıza Giriş Yapınız
Haber Detay
Çocuk ve Satranç Eğitimi üzerine makale  
[16.10.2009]

Çocuk ve Satranç üzerine bir Antrenörün sesli düşünceleri

 

 

Neden satranç oynarız? Neden çocuklarımıza satranç oyununu öğretiriz?

Bu soruları cevaplayabilmek için önce oyunun ne olduğunu ve tarihçesini bilmekte fayda vardır.

Oyun, insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Nasıl ki yemek yiyerek bedensel enerjimizi alıp besleniyorsak oyun oynayarak da ruhumuzu besleriz.

 

“Oyunun ne olduğu konusunda eski zamanlardan beri çok değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bu görüşlerin tamamındaki ortak nokta ise oyunun çocuk için çok önemli bir uğraş olduğudur. Oyun için yapılan birçok tanım vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
*Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, kendi deneyimleriyle
öğrenmesi yoludur.
*Oyun, sonucu düşünülmeden eğlenmek amacıyla yapılan hareketlerdir. Oyun
‘iş’ in karşıtı olarak düşünülmektedir. Çünkü ‘iş’te belli bir sonuç söz
konusudur.”
*Oyun, içsel olarak güdülenen belirli bir amacı olmayan, yetişkinler tarafından
değil, çocuğun koyduğu kurallara bağlı olarak kendiliğinden gelişen ve zevk
unsuru taşıyan davranışlarda oluşan bir etkinliktir.
*Oyun, çocukların kendi seçtikleri ya da gruptaki diğer çocukların seçtikleri ve
kendilerine göre sağlam kuralları olan eylemlerdir.
*Piaget’e göre oyun, bir uyumdur.
*Gross’a göre (1896), oyun bir pratiktir. İleride karşılaşılabilecek davranış
biçimleri oyunla elde edilir.
*Caillois ‘ e göre (1958) oyun, serbestçe kabul edilmiş, fakat bağlayıcı olan
kurallara göre belli bir alan ve zaman süreci içinde sürdürülen gerilim ve
eğlence duygularını içeren, gerçek hayattan farklı olduğu bilinci ile yapılan
gönüllü bir hareket ya da faaliyettir.
*Montaigne (1533–1592) oyunu çocukların en gerçek uğraşıları olarak
tanımlamıştır.
*Montessori (1870–1952) de oyunu çocuğun işi olarak nitelendirmiştir.
*Lazarus ise oyunu, kendiliğinden ortaya çıkan, hedefi olmayan, mutluluk
getiren bir aktivite olarak tanımlamıştır.
Genel tanımıyla oyun, belli bir amaca yönelik olan ya da olmayan, kurallı ya da
kuralsız gerçekleştirilebilen; fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme sürecidir.
Oyunun Tarihçesi:
          Oyun, canlıların var olmasıyla başlamıştır. Hayvanların da oyun oynadıklarını
düşünmek garip gelebilir. Ama etrafımızdaki hayvanları izlediğimizde onların oynadıkları oyunları görebiliriz. İki köpeğin birbirini kovalaması, birinin diğerini yakalayınca yere yatırması ve bütün bunları yaparken de değişik sesler çıkarmaları, yaptıkları eylemin oyun olduğunu ve bu işten zevk aldıklarını gösterir.
          İnsanoğlunun ataları, çevrelerinde gördüklerini taklit ederek, yaptıklarını hareketlerle birbirlerine anlatarak farkında olmadan oyunu yaratmışlardır. Avını avlayan insan, avını nasıl avladığını taklitlerle diğer insanlara anlatmıştır. Bu hareketler, zamanla bilinçli yapılan büyüsel, dinsel törenlere dönüşmüş ve oyun bu aşamada kültürel bir özellik kazanmıştır.
          Büyüklerin avlarını nasıl avladıklarını anlatırken onları izleyen çocuklar, büyüklerin yaptıklarını günlük yaşamlarında taklit etmişler ve büyüklerine özenerek benzer hareketleri yapmaya başlamışlardır. Bu tür oyunlar, çocuklar tarafından nesilden nesile geliştirilerek aktarılmış ve bugünkü oyunları oluşturmuştur. Sopalarla ve taşlarla yere konan bir hedefi vurmak, çeliğe vurup uzağa götürmek, saklambaç oyunlarında saklanan oyuncuyu arayan
ebenin, sakladığı yerden ebeden önce kaleye gelmeye çalışan oyuncunun hal ve hareketleri ilkel insanların avcılık sırasında yaptığı hareketlerin benzeri gibidir.
Çocuk oyunları içerisinde taşla ve aşıkla ( koyun ve keçi gibi hayvanların arka ayak diz bölgesinden çıkan kemiklerle) oynanan oyunları genelde en eski oyunlar olarak kabul edilmektedir.”
(Kaynak:www.meb.gov.tr )

 

          Satranç oyunu da “oyunların kralı, kralların oyudur.” Geçmişi 4000 yıl öncesine kadar dayandığı söylenir. Binlerce yıldır milyonlarca insan tarafından oynanan bu oyunun bu zamana kadar gelebilmiş olması tesadüf değildir. Satranç oyunu içinde hayatı barındırır. Günümüzde hem bir spor hem de bir bilim olarak kabul edilir.

Okullarımızda veya satranç kursları ile tanıttığımız bu oyunla ilgili bir Antrenör ve öğretmen olarak bir takım bilgiler vermek istiyorum. Yazının başında belirttiğimiz sorulara cevap verebilmek için Satranç oynamanın çocuklara ne kazandırabileceğini bilmeliyiz. Satrancın çocukların kişisel gelişimine kazandırabileceği bazı faydaları şu şekilde sıralayabiliriz:

-Dikkatini bir konu üzerinde toplamasını ve sabırlı olmasını öğretir.

-Başkalarına karşı saygılı ve anlayışlı olmasını sağlar.

-Kötü alışkanlıklar ve arkadaşlar edinmesine engel olur.
- Planlı hareket etmenin önemini ve gerekliliğini kavramasını sağlar.
-Süratli ve doğru düşünebilmesine yardımcı olur, olayları daha doğru yorumlama yeteneğini geliştirir.
- Kişiliği ve karakteri olumlu yönde etkiler ve geliştirir.
-Kendine güven duygusunun gelişmesine yardımcı olur. 
-Diğer ders konularının daha iyi anlaşılıp, kavranmasına yardımcı olur. Araştırmacı olmasını ve bilginin önemini kavramasını sağlar.
- Konulara karşı şüpheci yaklaşımı benimsetir, onları ezberci zihniyetten arındırır.”Neden?” sorusunu sorarak olayları kendi içinde sorgulamayı öğrenir.

-Mantıklı olmasını ve özeleştiri yapabilme özelliği kazanmasına yardımcı olur.
- Yaratıcı ve üretken olmasını sağlar.
- Başarıyı ancak sistemli ve disiplinli bir çalışmayla elde edebileceğini öğrenir.
- Her ne koşulda olursa olsun mücadele etmeyi öğrenir.  
- Başarısızlıklar karşısında yılmamayı, kaybetmesinin nedenlerini sorgulamasını ve oyunun sonucunu olgunlukla karşılamayı, başarı için daha da çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.
- Başarılardan mutluluk duyarak daha da başarılı olmaya yönlendirir. Kazanmanın değerini anlar.
- Yepyeni hedefler belirleyip bu yeni hedefler doğrultusunda motivasyon sağlar.
- Kişilerin olumsuz bir yönünü, eksikliğini, veya bir davranış bozukluğunu hızlıca ortaya çıkarır.
- Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir.
- Yakın dostluklar kurup daha çok sosyalleşmeye ve sosyal yaşamının zenginleşmesine yardımcı olur.

Satranç bir zihin sporudur. Boş zamanlarını değerlendirebileceği bir arkadaşıdır. Bu olumlu özellikleri kazandıran satrancı, çocuklara erken yaşta öğretebilirsek çok faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Bana göre “satranç, karşındakini anlayabilme sanatıdır.”

İşte çocuklarımıza yukarıda belirttiğim kişisel gelişime katkı sağlayacak olan satranç, çocuğun eğitiminin ilk dönemlerinde önce oyun sonra da spora dönüşmektedir. Çocuk, veli ve bazen de Antrenör, çocuğun satrancında ki bu dönüşümü fark edemezse sıkıntı yaşarlar ve hayal kırıklığıyla karşılaşırlar.

Satrancı eğitim sürecinde 2’ye ayırmalıyız.

1.si Satranç eğitiminde satranç oyununun öğretilmesi: (satrancın temel kuralları öğretilir, satranç oyununu severek oynaması ve satrancın kişisel gelişimine katkı sağlaması amaçtır)

2.si Satranç eğitiminde satranç sporunun öğretilmesi: (satranç kişisel gelişimine katkı sağlamasının yanında satranç turnuvalarına katılır, burada başkalarıyla yarışır, başarılı olmak için çalışır ve artık satrancın spor kısmına geçmiştir.)

Tabii ki bu süreç çocuğun satranç eğitimi aldığı süreyle (satrancı ne kadar zamandır oynadığı ve satranç eğitimi aldığı ders sayısı),yetenekle, beklentilerle oluşacaktır.

Çocuğun, velinin “Satrançtan ne bekliyorum? Satrançtaki hedefim ne?” Sorularını kendisine sorması gerekir.

Satranç eğitimindeki çocuğun gelişim sürecinde 3 temel faktörün önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle de turnuva ortamında başarı için bu 3’lü saç ayağı oldukça önemlidir. Bu 3’lü den birisi aksarsa başarı gerçekleşemez.

*Çocuk (öğrenci) satrancı sevecek. İlgisi ve yeteneği olacak.

*Antrenör ya da öğretmen görevini yapacak

*Veli, maddi ve manevi desteğini sürekli sürdürecek.

 

Tabii ki bütün bunlar çocuğun, ailenin ve öğretmenin hedeflerinin örtüşmesiyle olabilir. Ailenin beklentisi ve satranca ilgisi çocuğun ilgisiyle aynı paralel de olmayabilir. Böyle bir durumda çocukta, ailede ve antrenörde beklentiler karşılanmadığı için hayal kırıklığı oluşabilir.

 

Ailenin öncelikle satrancın psikolojik faktörlerin üst düzeyde olduğu bir spor olduğunu bilmesi gerekir.

 

Aile ve çocuk satranç oyunu mu yoksa satranç sporu mu yapmak isteğinin kararını vermelidir. Tabii ki bu karar antrenörün yönlendirmesi, takibi ve desteği doğrultusunda olmalıdır. Ama çocuk ve velinin, spor doğrultusunda bir seçimi olacaksa her alanda başarının anahtarı olan daha fazla çalışmayı, satrançla daha fazla zaman geçirmeyi, satranç kitapları okumayı, Antrenörüyle olduğu kadar kendi başına da satranç çalışabilmeyi öğrenmeyi, sürekli satranç turnuvalarına katılıp kazanmayı ve kaybetmeyi öğrenmeyi! ,kaybetmenin nedenlerini sorgulayıp hatalarını düzeltebilmeyi göze almalıdır. İşte bu satrançta başarıyı getirecektir. Aksi taktirde bunları göze alamayacaksa satranç onun için sadece kişisel gelişimine katkı sağlayacağı çok faydalı bir oyun olabilir sadece.

 

Türkiye de öğrencilerin ve velilerin ki satranç eğitiminde hedefler konusunda sıkıntı yaşadıklarını düşünüyorum. Kanımca il birincisi olmak ya da Türkiye Şampiyonu olmak tek hedef olmamalıdır. Bu başarıları elde etmiş bazı öğrencilerimin ve onları destekleyen velilerin bu doyuma ulaştıktan sonra satrancı bıraktıklarına şahit oldum. Tabii ki satrancı bırakmakta ki sebeplerden birisi de artık 12-13 yaşından itibaren satrançta profesyonelleşmenin başlaması gerektiği bir yaşta SBS ile geleceğini planlama zorunluluğu oluşturmaktadır. Ama bu önemli faktörün dışında, yukarıda belirttiğim hedeflerinde kısa vadeli hedefler oluşturduğu için motivasyonu düşürdüğünü söyleyebilirim.

Satrançtaki hedef, öncelikle iyi satranç oynamak, oynamaya çalışmak olmalıdır. Daha büyük düşünüp vizyonumuzu geliştirirsek 8 yaşındaki bir çocuğun eğer yukarıda belirttiğim 3’lü saç ayağı uygunsa  Büyükusta olmak…gibi bir hedefi olmalıdır.(Daha da büyük bir hedef mesela;Büyükler Dünya Şampiyonu olmak…gibi) Yani hedef sadece Türkiye şampiyonu olmak olmamalıdır.Tabii ki Büyükusta olmak gibi bir hedef, uzun vadelidir ve bu yol, çok zorlu bir yol olacaktır.Üstelik karşısına bu hedefleri zorlaştırıcı, hayata dair bir çok engeller çıkabilecektir ama hedefimiz bellidir.Unutmayalım “Nereye gideceğini bilmeyen bir gemi hiçbir yere ulaşamaz .”

 

Satranç öğretmenliği ve satranç antrenörlüğü de farklı şeylerdir. Satranç eğitiminde satranç oyununun öğretilmesi aşamasında ki eğitim sırasında satranç öğretmenliği yapılır. Satranç eğitiminde satranç sporunun öğretilmesi ve sporcunun müsabakalara hazırlanması aşaması ise satranç antrenörünün işidir.

Satranç öğretmeni ve antrenörü, öğrencisinin satranç gelişimini sağlayacak, bilgi olarak sürekli doyuracak ve satrancı sevdirerek mutlu olmasını sağlayacak bir eğitim programı hazırlamalı ve kişisel gelişimine de katkı sağlamalıdır. Öğretmen, çocuğun ilgisi, satranç yeteneği, algılama hızı ve bellek gücü, dikkat yoğunluğu kapasitesi ve süresi ve satrançta ki beklentisine göre gelişmesine katkı sağlayabilir. Öğrencisini iyi tanımalıdır.

Antrenör sürekli olarak kendisini geliştirmelidir. Bilgiye açık olmalıdır. Kendi kazanma hırsını çocuğa yansıtmalı ama aşırıya kaçmamalı, kontrolünü kaybetmemelidir.

Velinin, Antrenörün bilgisi veya eğitimi hakkında şüphesi varsa çocuğun eğitimi ile ilgili süreç başarılı olamaz. Velinin, Antrenöre ve öğretmenine güvenmesi şarttır.

            Çocuğun satrançtaki gelişiminde, velinin beklentileriyle çocuğun beklentilerinin aynı düzeyde olması gerekmektedir. Bazen çocuğunu gerçekten tanıyamayan veliler bile gördüm.

Veli, her zaman “çocuğum neden satranç oynuyor?” sorusunu kendisine sormalı diye düşünüyorum.Satranç oynamasını gerçekten çocuğu istediği için mi destekliyor?,Satrancın çocuğun kişisel gelişimine katkı sağladığını düşündüğü için ve çocuk satrançtan keyif aldığı için mi? ya da çocuğun satrançta elde ettiği başarılarla gururlanmak için mi?, Kendi kazanma hırsı ve rekabet ortamından ya da satranç ortamından keyif aldığından dolayı mı? Satranççı olmak istemesinden dolayı mı? Çocuğun Satrançta elde ettiği başarıları sayesinde belki burs alıp daha iyi bir eğitim görmesini istediği için mi?

Velinin beklentisi ne olursa olsun bu beklenti çocuğun beklentileri ve Antrenörün beklenti ve görüşleriyle örtüşmesi gerekir.

Veli, çocuğa kesinlikle baskı yapmamalıdır. Kazanmayı ne çok abartmalı ne de bu yenilgiden dolayı çocuğu psikolojik olarak yıpratmamalıdır. Kaybettiğimizde bütün satranç oyuncuları çok üzülür. Kaybetmenin nedenlerini oyununu inceleyerek bulup düzeltebilir ve böylece kaybederken de bir şey öğrenmenin gelişimimiz için gerekli olduğunu anlarız. Bazen maçını kaybeden bir çocuğa hiçbir şey söylemesek bile bakışımız ya da vücut dilimizle bile duygularımızı söylüyoruz zaten.

Veli, çocuğunun manevi ve maddi desteğini sağlamalıdır.

Manevi destek: Satranç dersi almasını sağlamalı, satranç araç ve gereçlerini temin etmelidir. Zamanını çocuğun eğitimine harcamaktan kaçınmamalıdır. Kazansa da kaybetse de sporcusunun psikolojisini üst düzeyde tutmaya özen göstermelidir. Veli, çocuğun satranç eğitiminde onun temel ihtiyaçlarını karşılamalıdır. (Yeme,içme,sevgi…gibi) Satranç oyununda kaybettiği bir oyunla ilgili sorgulama yapmak -gerekirse de oyunla ilgili tatlı sert kızmak bile-Antrenörün görevidir velinin değil.

Maddi destek: Satrancın bireysel bir spor olması ve güçlü bir kulüpleşmenin olmamasından dolayı maddi olarak desteklenmesi gerekmektedir.(Futbol, Basketbol ya da diğer ikisine göre biraz daha bireysel bir spor olan yüzmede sporcuların turnuva masrafları kulüpleri tarafından karşılanır.)  Satranç eğitimi için harcanacak bütçe ve şehir dışında ki önemli satranç turnuvalarına katılabilmek için bütçe gerektiği bir gerçektir.

Üstelik bütün bu maddi yatırımların karşılığında çocuğun gelecek planlaması içinde satrançtan çok büyük bir geri dönüşü olamayadabilir. (Büyükusta olduğunda bile maddi olarak harcanan emeğe göre çok büyük paralar kazanılmadığı olabiliyor. Ne yazık ki Futbolda, basketbolda, golf ya da tenisteki gibi büyük paralar kazanılamıyor. Maddi boyutu bir yana, yazılı ve görsel basında bu başarıları elde etmiş ustaların haberleri bile yapılmıyor. Bunca zahmete girerek elde edilen başarıların haber niteliği taşımadığı da oluyor. Küçük bir sütunda çıkan bir haber kaç kişinin ilgisini çekiyordur acaba.) 

Maddi bir beklenti için satranç eğitimi alınamaz. Bu kadar emeğe ve zahmete değmeden maddi bir kazanç, ticaretle uğraşılarak daha kısa yoldan ulaşılabilir.

Satranç oynarız çünkü bu oyun bize büyük keyif ve haz verir sebebi bu.

Bir müzik öğretmeni gitar eğitimi verdiği öğrencisinde ki değişimi belki 4-5 aylık bir eğitimden sonra Veliye şöyle gösterebilir;

-“Haydi, oğlum çal bakalım şu şarkıyı” der ve öğrenci öğrendiklerini gösterir.

Ya da yüzme öğretmeni 4-5 aylık bir çalışmanın ardından;

-“Haydi, şimdi de karşıya kadar kurbağalama yüzüyorsun diyerek öğrencisindeki gelişimi veliye gösterebilir.

Ya biz, satranç Antrenörleri;

 -“Haydi, çocuklar, çoban matını gösterin” diyebiliriz. Ama turnuvada kendisinden çok önce satrancı öğrenmiş ve deneyimli bir rakibine karşı 4-5 aydır satranç oynayan öğrencimiz ilk turnuvasında rakibiyle oynadığı maçtan sonra Beyazlarla İtalyan açılışında 8. hamleye kadar sizin söylediğiniz şekilde aynı oynadım ama rakibim a6 oynadı, sonra kaybettim derse, ve öğrencimizin Velisi de “Hocam a6 yı öğretmediniz mi?” derse bunu veliye nasıl anlatacağız?:)

Satranç gibi her zaman yeni bilgiler öğrenip kendimizi geliştirmemiz gereken bir oyunda 1-2 sene çok kısa bir süredir. Ama öğretmen, ezberletmekten çok çocuğa fikirleri öğretirse her zaman daha yararlı olacaktır. 

Satrançta kaybetmenin nedenleri çok çeşitli olabilir.

En önce;

*Bilgi eksikliği gelir,(rakibine göre satranç seviyesi,konumu kavrayabilme bilgi seviyesi ve kabiliyeti, bilmediği bir açılış, açılış hatası  ya da açılışta hesap hatası yapması, oyun ortasında ki bilgi seviyesi, yanlış plan ya da oyunortasında hesap hatası yapması, oyunsonu bilgisi veya oyunsonunda hesap hatası yapması,taktik fikirleri bilmemesi veya bildiği halde taktik bir hesap hatası yapması ya da taktik bir tuzağa düşmesi,oluşan pozisyonu bilmemesi ilk kez böyle bir pozisyonla karşı karşıya kalmasından fikirleri bilmemesi,oluşan pozisyonun kendi oyun tarzına göre hoşuna giden bir konum olmaması,zaman sıkışmasına girmesi ve burada yapılan kaba bir hata,… gibi)

*Karşılaştığı rakibin satrançtaki gücü veya size karşı iyi bir hazırlık yapmış olması,

*Satranç sporcusunun karakteri ( kazanma hırsı, mücadeleci yapısı, psikolojik olarak güçlü olması, kötü konumda bile inatçılığını gösterebilmesi, dayanıklılığı, özgüveni, stres altında hızlı ve doğru karar verebilme yetisi, rakibini ne küçümsemesi ne de onu gözünde çok büyütmesi… gibi)

*Satranç sporcusunun sağlığı (O gün hasta olması ya da bir hastalığının nüksetmesi… gibi)

*Satranç sporcusunun o günkü ruhsal yapısı (Eğer gerçekten ruh enerjisine inanıyorsanız bir insanın o günkü ruh halinin, enerjisinin önemli olduğunu söyleyebilirim.)

*Turnuva sırasında ki performansımız (Bazen iyi başladığımız bir turnuvada kendimize güvenimiz daha da tazelenir; şanslı bir galibiyet almak, iyi bir eşlendirme çekmek… gibi ya da tam tersi bir durumun oluşması…)

*Satranç oyuncusunun beslenmesi (Doğru ve dengeli beslenebilmek her sporda olduğu gibi satrançta da çok önemlidir. Bana 5 saat süren bir başka spor söyleyebilir misiniz? Fiziksel dayanıklılık için vücudumuza da iyi bakmalıyız.)

Gördüğünüz gibi aslında maçı kaybetmemizi sağlayan faktörler çeşitli olabilir.(Bu yüzden maçı kaybetmiş olan bazı satranççılar bu mazeretlerden birisini hemen söyler) En azından futbolda ki gibi mağlubiyetlerimizi hakeme bağlamıyoruz. Hatamızı kendimizde arıyoruz ki gerçek de bu dur aslında.

Unutmayalım! Eğer bir satranç turnuvasına giriyorsak artık satranç oyunu oynamıyoruzdur. Biz artık satranç sporu yapıyoruzdur ve artık turnuvada bizim gibi başka satranççılarla yarışıyoruz.

Sevgi ve saygılarımla,

FİDE Trainer

Baş Antrenör

Ozan ÇAPAN

 
Tüm Genel
KARŞIYAKA SATRANÇ MERKEZİ
1813 sokak No:28 Gültekin Kardeşler Apt. Bostanlı / Karşıyaka
Tel: 0 - 232 -330 36 36
www.masallarlasatranc.com
ozancapan@masallarlasatranc.com
ozancapan@mynet.com
Kariasoft
Karşıyaka satranç, Çocuk ve satranç, karşıyakada satranç dersleri, karşıyakada satranç kursu, karşıyakada satranç okulu, karşıyaka satranç merkezi, yeni başlayanlar için satranç dersi, karşıyaka çocuk ve satranc, izmirde satranç dersleri, izmirde satranç kursu, izmirde satranç okulu, Bostanlı satranç, Bostanlıda satranç dersi, Bostanlıda satranç kursu, Ozan Çapan, ozan çapan satranç dersleri, Ozan Çapan satranç Kitapları, Ozan Çapan satranç kursu